Click on the slide!

İran Türkiyeye Karşı İsraille Anlaştı mı !

Haberler >> Haber

  Alınan bilgilere göre İran Türkiye'deki füze kalkanlarının Bir savaş ve Saldırı esnasında ilk hedef olarak vurulacağını bildirdi. İRAN NEDEN İLK HEDEF OLARAK İSRAİL…

Devamı...
Click on the slide!

Doğu Türkistan'da Çocuk Olmak Video

Doğu Türkistan'da Çocuk Olmak Grup Yeni Çağ

Devamı...
Click on the slide!

Türkiyenin Yaşadığı En Büyük Depremler

Makaleler >> Makaleler

Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde yer alan Türkiye'de, ölçümlerin yapılmaya başladığı 1900…

Devamı...
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks

Gavurdağının Cengaver Kadını: Kara Fatma Hatun (Kerimkızı)

Yazdır
PDF
Gavurdağı’nın Cengaver Kadını: Kara Fatma Hatun (Kerimkızı)

Gavurdağı’nın Bulanık Tarihindeki Sır Perdesini belgeler ışığında biraz araladığımızda bölge hakkındaki bilgilerin gerçeklerle bağdaşmadan bir hayal mahsulü olarak yazıldığını ya da anlatıldığını görmekteyiz. Tarih araştırmacılığının belki de en güzel yanı, çalıştığı konu hakkında yeni yeni keşiflerde bulunmak ve bunu okuyucularıyla paylaşmaktır. Bu aynı zamanda içten içe bir sorumluluğun yerine getirilmesinin verdiği hazdır. Bu minvalden olmak üzere Maraş tarihinde adından sıkça söz ettiren Kara Fatma hakkında elimizdeki bilgileri paylaşarak konu hakkında buf güne kadar yanlış ve eksik aktarılan bilgileri düzeltme imkânını bulmuş olacağız.

Kara Fatma kimdir? Tarihteki izleri nedir? Bizlere bu soruların cevabını arşiv belgeleri vermektedir.

Gerek basılı yayınlarda ve gerekse elektronik ortamlardaki tüm kaynaklarda Kara Fatma’nın dönemin Maraş Valisi olan Vezir Kalender Paşa’nın hanımı olduğundan bahsedilmektedir. Bu bilginin kaynağı nereden geliyor, bu konuda bir malumat da yoktur. Basılı ve elektronik ortamdaki bazı kaynaklar Kara Fatma’yı Kalender Paşa’nın eşi olarak göstermekte, evliliklerini bile destansı bir şekilde anlatmaktadır. Tarihçi yazar Bekir Sami Beyazıt da eserinde bu konuda benzeri bilgileri vermektedir. Oysaki Kalender Paşa dergimizin daha önceki sayılarında da belirttiğimiz gibi gerek Ankara’ya, gerek oradan Rodos’a ve sonradan da İzmir’e sürgün olduğunda, sonradan da yeni görevi için Kuşadası’na geçtiğinde haremi hep yanındadır. Paşa’nın Kuşadası’nda ölümünden sonra haremi padişah emri ile Mart 1822 tarihinde Maraş’a dönmüştür. Kalender Paşa’nın Maraş’ta olmadığı dönemlerde Kara Fatma’nın Maraş havalisinde Elbistan ve Andırın taraflarında bulunduğu elimizdeki arşiv belgeleriyle sabittir.

Vesikalarda bazen Kerimkızı ve bazen de Kara Fatma olarak zikredilen bu cengâver Türkmen kadını Maraş Valisi Kalender Paşa’nın kardeşi Yusuf Bey’in hanımıdır. Mensubu olduğu cemaate izafeten “Abdülkerimkızı, ya da Kerimkızı” lakabıyla meşhur olmuştur. Esas olarak Karaman Yörükleri'nden olan Abdülkerim, muhtemelen XVI. yüzyılda Kars‑ı Maraş'a (Kadirli yöresi) gelip yerleşmiş ve bir süre sonra kazandığı güç ile etrafına Bozdoğan Yörüklerini toplamıştı. Oluşan cemaate de kendi ismine izafeten Abdulkerimoğlu ya da Kerimoğlu Cemaati denmiştir. Genellikle Andırın civarında yurt tutmuşlardır. Nitekim1690’lı yıllarda Osmanlı tarafından tutulan defter kayıtlarında bu topluluk Yörük Cemaati olarak kayd edilmiştir. Kalender Paşa’nın Maraş valiliği sırasında ayan ve kethüda olarak görev yapmıştır. Andırın taraflarının iltizam işleri Kara Fatma tarafından yürütülmektedir.

Oldukça gözü pek bir kadın olan Kara Fatma’nın emrinde, yaklaşık beş yüz atlı adamı vardı. Kara Fatma’nın hüküm sürdüğü bölge içinde hakkında oldukça fazla şikâyetler geldiğini arşiv belgelerinden müşahede etmekteyiz. Gelen şikâyetlere göre yanındaki adamlarının ahaliye karşı takındığı tutum ve davranışlar ahaliyi bezdirmişti. Haksız yere ahaliden mal gasp etmekte, direnenleri tartaklamakta ve bazen katl etmekteydiler. Kalender Paşa’nın Maraş valiliği görevinden alınarak Ankara’ya sürgün olunmasından sonra Maraş Valisi olan Hüseyin Paşa halktan gelen yoğun şikâyetler üzerine Kara Fatma hakkında tahkikat açtırmış, yakalatarak Maraş Mahkemesinin nezarethanesinde birkaç gün kapattırdıktan sonra bir müddet de Müftü Efendi’nin konağında hapsettirmişti. Kalender Paşa zamanındaki malikâne’si ve yetkileri elinden alınan Kara Fatma, içinde bulunduğu durumu kabullenememekte ve kendisini halen o bölgenin hâkimi ve sahibesi gibi görmekteydi. Şikâyetler artarak devam edince Hüseyin Paşa bu fdurumu bir yazı ile Sadaret’e bildirmiş ve ne yapılması hususunda görüş istemiştir. Ortada bir kadın vardır. Bir erkek olsa belki de şimdiye kadar idam edilebilir ya da başka tedbirlerle bertaraf edilme ihtimali üzerinde durulabilirdi. Celaleddin Paşa’nın da Maraş valiliği sırasında bu konuda Sadaret’e yaptığı şikâyetler bulunmaktaydı Bunun üzerine Sadaret esnek bir formül geliştirerek Kerimkızı’nın Sivas’a sürülmesi ve orada ikametinin sağlanması için hem Maraş ve hem de Sivas valilerine gerekli emirleri yollamıştır (Ekim 1819). Belge altı yazısıKerimkızı Kara Fatma’nın Sivas taraflarına sürülmesi için emir.  Aynı amcası gibi sürgün kararı ile karşı karşıya kalan Fatma Hatun, bu karara uymayarak kaçar ve sürekli dağlarda aşiretlerin içerisinde saklanır. Hükümet görevlilerine karşı muhalefeti de aslında bundandır. Yıllardır Bayezid ailesinin malikâne olarak işlettiği topraklar ellerinden alınmıştır. Bu yüzden iktidarın kendilerinin hakkı olduğunu söyleyerek hem çevresini hem de civar aşiretleri isyana teşvik için çaba sarf etmektedir. Maraş tarihinde derin izler bırakan Kara Fatma ilerleyen sayfalarda göreceğimiz üzere kendisi kadar oğlu Süleyman’ın Maraş tarihinde bıraktığı izlerle de anılmıştır. Arşiv kayıtlarında Kerimkızı Kara Fatma ile ilgili başka bilgileri içeren vesikalara rastlayamadık. Kara Fatma’ya izafe edilen kaynaksız bazı bilgilerin ne derece doğru olduğu şüpheyle karşılanmalıdır. Ancak Adana tarihinde adı Asiye olup yine Kara Fatma olarak anılan bir başka kadın bulunmaktadır. Cerid Aşiretine mensup olan bu kadın muhtemelen Kırım Harbinde gösterdiği yararlılıklar neticesinde hükümet tarafından madalya ile taltif edilmiş ve maaş bağlanmıştır. Asiye adlı Kara Fatma’nın madalya alma tarihi Ekim 1854 tarihine (Kırım Harbi dönemi) rast gelmektedir. İki Kara Fatma arasında hem dönem hem de bölge farklılıkları bulunmaktadır. Kerimkızı Kara Fatma hakkında gerek basılı ve gerekse elektronik ortamda bulunan mesnetsiz bilgilerin bu karışıklıktan meydana gelmiş olduğu muhtemeldir.Bu vesile ile yetkililere, ellerindeki ve internet sitelerindeki bilgileri bu makaleyi kaynak göstererek düzeltme imkânı da ortaya çıkmış olmaktadır. 


 Başbakanlık Osmanlı Arşiv Uzmanı.
 Kahraman Maraş’ta Bayazıdoğulları (1514‑1990),Ukde Yayınları, Kahraman Maraş 1998
 Arşiv belgelerinde Kara Fatma’nın eşinin ismine rastlayamadık. Ancak Bayezidli ailesinin hayatta olan fertlerinden Mehmet İbrahim Bayazıt’ın elinde bulunan Süleyman Paşa Vakfiyesinin mahkeme tasdikli suretinde, vakıf sahibinin babasının adı Yusuf olarak zikredilmektedir.(596 nolu defterin 231 sayfa 199. sırasında kayıtlı Maraş’da Bayezid‑zâde Devletlü Süleyman Paşa vakfına ait selh Safer 1253 tarihli vakfiyenin yeni harflerle çevrilen suretidir. Esas No: 167/2870 )
 Özcan Tatar, XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Çukurova'da Aşiretlerin Eşkıyalık Olayları Ve Aşiret İskanı, (1691‑1750), Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı, Elazığ, 2005, s.89
Bundan mukaddem Kalender Paşa hazretleri müddet‑i vafîreden beri eyâlet‑i Mar‛aş'a mutasarrıf olup eyyâm‑ı tasarrufunda etrâf‑ı nevâhîlerin karındaşı avreti Abdülkerîm kızı dimekle meşhûre hâtûnu voyvoda nasb ve fukarâ ve zu‘afâ üzerine zulm ı ta‘addîleri hadden efzûn ve re‘âyâ ve berâyâ perîşân ve perâkende olup deryâ‑yı gammda müstağrak iken hâlâ vâlî‑i vâlâ‑şân‑ı Haleb devletlü Celâleddîn Mehmet Paşa hazretlerine Mar‛aş ilhâkan tevcîh‑i Hümâyûn buyrulduğu ol makûle dîger‑gûn fukarâlar haklarında ni‘met‑i uzmâ bilip saltanat‑ı seniyyeye da‘avât‑ı hayriyye isticlâbına müdâvemetde olup mezkûre avretin zulm ü ta‘addîsinden halâs olduklarından fukarâ ve zu‘amâ îd‑i ekber idüp … C.DH. 11028‑1,
 Hatt‑ı Hümâyûn, 645/31594.
 C.DH. 229/11428.
Author of this article: M. Akif terzi

Yazar?n Di?er Makalelerini Grmek ?in T?klay?n

Yorumlar  

 
0 #11 Mehmet Akif Terzi 2010-10-26 00:20 Sayın Cezmi yurtsever'in kendi özel sayfasında tarafıma eleştiriadı altında yaptığı hakaretamiz açıklamaları üzerine kamuoyunu doğru bilgilendirmek üzere aşağıdaki blog adresime bir açıklama ekledim.Kamuoyuna buradan duyurma ihtiyacı hissettim. Site yneticileri arkadaşlara selam ve başarılar diliyorum.
mehmetakifterzi.blogcu.com/.../...
Alıntı
 
 
0 #10 Mehmet Akif Terzi 2010-10-22 23:49 Önemli olan yanlışta ısrar etmemek, tamamlayıcı bilgilerin ortaya çıktığında ise onu tamamlayana teşekkür etmektir.İlim siparişle yapılmıyor maalesef. Sayın Cezmi Bey ilimle ticareti karıştırdı sanırım. Her kim bir konuda bir şeyler biliyorsa belgeleri ile ortaya koyarak eksik ve yanlışları düzeltir…
Sayın Yurtseverle aynı kulvarlarda olmadığımızı zannediyorum.İlimde savaş olmaz, olsa olsa biri diğerinin eksiğini tamamlaayarak bir sonuca gidilir.Yurtsever'in yapması gereken şey çalışmamdaki eksik ya da yanlışları ortaya belgeleriyle koyarak konuya katkı sağlamasıdır. Ve daha önce yazdığı Kara Fatma hikayesini benim makalemi kaynak göstererek düzeltmesi ve kamu oyuna doğrusunu nakletmesidir. Sayın Yurtsever'e başarılar dilerim. Ancak dikket etmesi gereken hassas bir nokta var ki o da yayınlarımın üzerinden meşhur olma gayreti yerine işini doğru yapmasıdır.Gavurdağı sitesine de buradan teşekkür ediyorum. Bölgemizde yanlış bilinen bir konuyu yayını ile düzelttiği için.
Alıntı
 
 
+1 #9 Mehmet Akif Terzi 2010-10-22 23:34 Belgelerin ortaya koyduğu tarih sadece yanlışların düzeltilmesi için değil, tarihin de doğru ve güvenilir bir şekilde ortaya konmasını sağlamaktadır. Kara Fatma'nın hikayesini yazmak başka, eldeki bilgi ve belgeler aracılığı ile tarihe not düşmek bambaşka bir şeydir. Bazan doğru bilgiler yanlış bilgileri kovar ve eritir bir mum gibi. Tıpkı suyun bulunduğu zaman teyemmüm abdestinin bozulduğu gibi… Yapılan çalışmalar içerisinde eksik ya da yanlış olan bir şey varsa bir başka ilim adamına düşen o eksiği gidermesi, yanlışı da belgeliri ile düzeltmesidir. Ben sadece Kara Fatma olayında bunu yaptım. Sanırım ambarında bir şeyleri kalmayanlar ilmi verileri bir tarafa bırakıp Kara Fatma Savaşları adı altında meşhur olmaya çalışıyor. Tarihin ticareti de bu olsa gerek. Uzun yılların çalışması olarak ortaya konan bir emek ürünü olan "Gavurdağının Bulanık Tarihindeki Sır Perdesi"adlı çalışmamın önsözünde de söylendiği gibi eksik ya da yanlış olan yerler elbetteki olacaktır. Alıntı
 
 
0 #8 cezmi yurtsever 2010-10-21 22:55 SAYIN AKİF TERZİ'DEN DESTEKSİZ ATIŞLAR

öncelikle bir bilim adamı kendi yazdıklarının eleştirilmesis karşyısında sinirlenmez kızmaz…olgunluk gösterir.
Sayın devlet bahçeli'nin aşireti olan FETTAHLI'yı "Bulanık" cemaatından göstermesihangi bilimsel gerçeklere dayanır. Elindeki belgeyi doğru kullanamayan sayın Terzi desteksiz atışları ve sipariş tarihçiliği ile tek kelime ile saldırmayı tercih etmektedir. Bozdoğaen aşireti ve Kerimoğulları nasıl karaman'dan gelir hoca!Lütfen belgelere dayandırdığın görüşlerin ayakları yere bassın. Tarihi gerçekleri öğrenmek isteyen herkese saygılarımla. Cezmi YURTSEVER
Alıntı
 
 
0 #7 Melek Sarıoğlu 2010-10-18 18:54 Hayret ki ne hayret ! Mehmet Akif Beyin kitabını zorda olsa bulup okuma fırsatım oldu. Bölgemiz için bu güne kadar yapılan en ciddi ve kapsamlı bir kitap.Elbette bu güne kadar sayın yurtsever bölge hakkında tek yazı yazan bir tarihçiydi. Saha boşken sallıyordu. Şimdi gerçek bir tarihçi belgeleri ortaya koyarak bir şeyler yazmış. Elbet Cezmi Beyin işine gelmez. Kendi kitaplarında ve sitesinde Ağca Beyin idamını 1854 de göstermek gibi bir gaflete imza atan hoca, Karafatmayı da Maraş valisinin karısı olarak tanıtıyor ve hikaya yazıyordu. Gavurdağı kitabında bunların aslı astarının olmadığını yazan Mehmet Akif Bey elbette Cezmi bey nezdinde suçlu ve kötüü olacaktır. Cezmi Eraslan yüreği yetiyorsa bu kitabı yalanlayacak belge ve bilgi koymalı ortaya… Öyle sallayarak konuşmak o yaştaki bir tarih öğretmenine yakışıyor mu acaba ?
İlim ahlakı ne gerektiriyorsa onu yapalım. Buyrunu ahlaklı davranışa.
Alıntı
 
 
0 #6 Mehmet Akif Terzi 2010-10-18 02:03 Sayın Cezmi hocama çalışmalarında başarılar diliyorum. Çalışmalarını daha ciddi ve polemiklere mahal vermeden yapmasını,ilmi kaygıları göz önüne almasını istirham ederim.Elbette ki yaptığımız çalışmada eksikler ve yanlışlar olacaktır. Bizim ortaya koyduğumuz bilgilerin yanlışlarını ve eksikliklerini belgeleriyle ortaya koyup, doğru bilgileri veren herkesin emeğine saygı göstererek yanlışlarımızı düzeltme erdemini göstermek bizim vazifemiz olacaktır.Şimdi hocadan beklentimiz kitapta Kerimoğulları ile ilgili verilen kaynakları burada kendisinin açıklayarak bir vazifeyi ifa etmesidir.(Hoca zaten yukarıdaki makaleyi okusa kaynakları dip notladrında mevcuttur) Aynı zamanda gavurdağındaki idamlarla ilgili yazdığı yazıları tekrar elden geçirmesini rica ediyorum. Kitabımdaki bilgileri kaynak göstermek suretiyle elindeki bilgileri düzeltmesi vicdani bir yükümlülüktür.
Saygılarımla.
Alıntı
 
 
0 #5 Mehmet Akif Terzi 2010-10-18 01:49 Sitenizdeki Kara Fatma ile ilgili makaleme gelen bir eleştiriye cevaptır.Cezmi Bey'in bölgemiz hakkındaki çalışmalarını taktirle karşılamak gerekir. Ancak yapılan çalışmalar mesnedli ve tutarlı olmalıdır.Cezmi hocanın KaraFatma diye anlattığı hikayenin aslı ve astarı yoktur. Kara Fatma ne Kalender Paşanın karısı değildir. Belgeler kendisini yalanlamaktadir . Elbet hikayeler anlatılır. Ancak bunu tarih olarak ortaya koymak ve her hangi bir kaynak gösterememek hem tarih ilmine hem de bölge tarihimize yapılacak en büyük tötülüktür. Bizlerin her hangi bir ticari kaygısı olmadığından belgelerde gördüğümüz doğruları ilim ahlakı bakımından yazmak zorundayız.Kerimoğlu hakkındaki görüşlerimin kaynağı kitabımda mevcuttur. Kitap hocanın elinde vardır.Benim kitabımda kaynakçasız hiç bir bilgi mevcut değildir. Sanırım hoca bu konuda bir çalışma yapmış ve bu çalışma kapsamında çalışmasının tanıtımı için sansasyon yapmak istemektedir. Alıntı
 
 
0 #4 cezmi yurtsever 2010-10-14 14:08 Sayın Akif TERZİ'nin Kara Fatma, Bozdoğan ve Kerimoğlu hakkındaki açıklamaları kendi görüşleridir. Kara Fatma'nın kimliğgi hakkındaki yazılı ve sözlü belgelerin hepsini görmesi ve yerinde araştırmalar yapması gerekirdi.
Sayın Akif TERZİ hemşerime soruyorum:
"Kerimli aşiretinin Karaman yöresinden Çukurova'ya geldiği" açıklamanızın belgeleri var mıdır? Yoksa hayallerinizi mi yazıyorsunuz!
Tıpkı FETTAHLI ailesinin BULANIK CEMAATİ'ne bağlanmasındaki ısrarı gibi sayın Terzi'nin Osmanlı Arşiv belgelerini tekrar tekrar okuması ve gerçekleri açıklaması lazım.
"Belge ve bilgiler gerçekçi olarak sunulursa güneş gibi parlar"…Saygılar ımla Cezmi YURTSEVER
Alıntı
 
 
0 #3 Salim Başaran 2010-08-18 23:58 Bu yazıyı yazanın ve bu siteye koyanın ellerine sağlık.Bölgemizin çok kıymetli tarihçisi Cezmi Hoca'nın artık Kara Fatma ile ilgili bilgilerini kendi sitesinde düzelterek bu kaynağı göstermesi kendisinden beklenecek en ilkeli davranış olmalıdır. Yöremiz hakkında daha yeni makaleler bekliyorum Mehmet Akif Bey'den. Eline sağlık. Alıntı
 
 
0 #2 Osman Yenice 2010-08-18 01:16 Kadirli taraflarında olsun Göksun taraflarında olsun anlatılan Kara Fatma'nın gerçek tarihinin araştırılarak yazılmış olması bir bölge halkı için gurur verici bir gelişme. Uydurma tarihlerin artık buralarda yer almaması gerekiyor. Cezmi Hoca'nın bu yazıyı okumasını ve elindeki bilgileri düzeltmesini beklemek artık bizim de hakkımız olsa gerek. Haydi Cezmi Hoca artık belgeli bilgili tarih yazılarından yararlanarak lütfen sen de elindeki Kara Fatma hikayelerine bir son ver. Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Giriş Yap






?ifrenizi mi Unuttunuz?
Hesab?n?z yok mu? Kaydol

Ana Menü

Anket

Bölgemiz Tarihini Merak Ediyormusunuz ?
 

Önemli Bağlantılar

Sayaç

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün147
mod_vvisit_counterDün534
mod_vvisit_counterBu Hafta1865
mod_vvisit_counterBu Ay2490
mod_vvisit_counterToplam Gün231505