Gavurdağının Cengaver Kadını: Kara Fatma Hatun (Kerimkızı)
M. Akif terzi tarafından yazıldı.
|
13 Ağustos 2010
Gavurdağı’nın Cengaver Kadını: Kara Fatma Hatun (Kerimkızı) Gavurdağı’nın Bulanık Tarihindeki Sır Perdesini belgeler ışığında biraz araladığımızda bölge hakkındaki bilgilerin gerçeklerle bağdaşmadan bir hayal mahsulü olarak yazıldığını ya da anlatıldığını görmekteyiz. Tarih araştırmacılığının belki de en güzel yanı, çalıştığı konu hakkında yeni yeni keşiflerde bulunmak ve bunu okuyucularıyla paylaşmaktır. Bu aynı zamanda içten içe bir sorumluluğun yerine getirilmesinin verdiği hazdır. Bu minvalden olmak üzere Maraş tarihinde adından sıkça söz ettiren Kara Fatma hakkında elimizdeki bilgileri paylaşarak konu hakkında buf güne kadar yanlış ve eksik aktarılan bilgileri düzeltme imkânını bulmuş olacağız.
Kara Fatma kimdir? Tarihteki izleri nedir? Bizlere bu soruların cevabını arşiv belgeleri vermektedir.
Gerek basılı yayınlarda ve gerekse elektronik ortamlardaki tüm kaynaklarda Kara Fatma’nın dönemin Maraş Valisi olan Vezir Kalender Paşa’nın hanımı olduğundan bahsedilmektedir. Bu bilginin kaynağı nereden geliyor, bu konuda bir malumat da yoktur. Basılı ve elektronik ortamdaki bazı kaynaklar Kara Fatma’yı Kalender Paşa’nın eşi olarak göstermekte, evliliklerini bile destansı bir şekilde anlatmaktadır. Tarihçi yazar Bekir Sami Beyazıt da eserinde bu konuda benzeri bilgileri vermektedir. Oysaki Kalender Paşa dergimizin daha önceki sayılarında da belirttiğimiz gibi gerek Ankara’ya, gerek oradan Rodos’a ve sonradan da İzmir’e sürgün olduğunda, sonradan da yeni görevi için Kuşadası’na geçtiğinde haremi hep yanındadır. Paşa’nın Kuşadası’nda ölümünden sonra haremi padişah emri ile Mart 1822 tarihinde Maraş’a dönmüştür. Kalender Paşa’nın Maraş’ta olmadığı dönemlerde Kara Fatma’nın Maraş havalisinde Elbistan ve Andırın taraflarında bulunduğu elimizdeki arşiv belgeleriyle sabittir.
Vesikalarda bazen Kerimkızı ve bazen de Kara Fatma olarak zikredilen bu cengâver Türkmen kadını Maraş Valisi Kalender Paşa’nın kardeşi Yusuf Bey’in hanımıdır. Mensubu olduğu cemaate izafeten “Abdülkerimkızı, ya da Kerimkızı” lakabıyla meşhur olmuştur. Esas olarak Karaman Yörükleri'nden olan Abdülkerim, muhtemelen XVI. yüzyılda Kars‑ı Maraş'a (Kadirli yöresi) gelip yerleşmiş ve bir süre sonra kazandığı güç ile etrafına Bozdoğan Yörüklerini toplamıştı. Oluşan cemaate de kendi ismine izafeten Abdulkerimoğlu ya da Kerimoğlu Cemaati denmiştir. Genellikle Andırın civarında yurt tutmuşlardır. Nitekim1690’lı yıllarda Osmanlı tarafından tutulan defter kayıtlarında bu topluluk Yörük Cemaati olarak kayd edilmiştir. Kalender Paşa’nın Maraş valiliği sırasında ayan ve kethüda olarak görev yapmıştır. Andırın taraflarının iltizam işleri Kara Fatma tarafından yürütülmektedir.
Oldukça gözü pek bir kadın olan Kara Fatma’nın emrinde, yaklaşık beş yüz atlı adamı vardı. Kara Fatma’nın hüküm sürdüğü bölge içinde hakkında oldukça fazla şikâyetler geldiğini arşiv belgelerinden müşahede etmekteyiz. Gelen şikâyetlere göre yanındaki adamlarının ahaliye karşı takındığı tutum ve davranışlar ahaliyi bezdirmişti. Haksız yere ahaliden mal gasp etmekte, direnenleri tartaklamakta ve bazen katl etmekteydiler. Kalender Paşa’nın Maraş valiliği görevinden alınarak Ankara’ya sürgün olunmasından sonra Maraş Valisi olan Hüseyin Paşa halktan gelen yoğun şikâyetler üzerine Kara Fatma hakkında tahkikat açtırmış, yakalatarak Maraş Mahkemesinin nezarethanesinde birkaç gün kapattırdıktan sonra bir müddet de Müftü Efendi’nin konağında hapsettirmişti. Kalender Paşa zamanındaki malikâne’si ve yetkileri elinden alınan Kara Fatma, içinde bulunduğu durumu kabullenememekte ve kendisini halen o bölgenin hâkimi ve sahibesi gibi görmekteydi. Şikâyetler artarak devam edince Hüseyin Paşa bu fdurumu bir yazı ile Sadaret’e bildirmiş ve ne yapılması hususunda görüş istemiştir. Ortada bir kadın vardır. Bir erkek olsa belki de şimdiye kadar idam edilebilir ya da başka tedbirlerle bertaraf edilme ihtimali üzerinde durulabilirdi. Celaleddin Paşa’nın da Maraş valiliği sırasında bu konuda Sadaret’e yaptığı şikâyetler bulunmaktaydı Bunun üzerine Sadaret esnek bir formül geliştirerek Kerimkızı’nın Sivas’a sürülmesi ve orada ikametinin sağlanması için hem Maraş ve hem de Sivas
valilerine gerekli emirleri yollamıştır (Ekim 1819). Belge altı yazısıKerimkızı Kara Fatma’nın Sivas taraflarına sürülmesi için emir. Aynı amcası gibi sürgün kararı ile karşı karşıya kalan Fatma Hatun, bu karara uymayarak kaçar ve sürekli dağlarda aşiretlerin içerisinde saklanır. Hükümet görevlilerine karşı muhalefeti de aslında bundandır. Yıllardır Bayezid ailesinin malikâne olarak işlettiği topraklar ellerinden alınmıştır. Bu yüzden iktidarın kendilerinin hakkı olduğunu söyleyerek hem çevresini hem de civar aşiretleri isyana teşvik için çaba sarf etmektedir. Maraş tarihinde derin izler bırakan Kara Fatma ilerleyen sayfalarda göreceğimiz üzere kendisi kadar oğlu Süleyman’ın Maraş tarihinde bıraktığı izlerle de anılmıştır. Arşiv kayıtlarında Kerimkızı Kara Fatma ile ilgili başka bilgileri içeren vesikalara rastlayamadık. Kara Fatma’ya izafe edilen kaynaksız bazı bilgilerin ne derece doğru olduğu şüpheyle karşılanmalıdır. Ancak Adana tarihinde adı Asiye olup yine Kara Fatma olarak anılan bir başka kadın bulunmaktadır. Cerid Aşiretine mensup olan bu kadın muhtemelen Kırım Harbinde gösterdiği yararlılıklar neticesinde hükümet tarafından madalya ile taltif edilmiş ve maaş bağlanmıştır. Asiye adlı Kara Fatma’nın madalya alma tarihi Ekim 1854 tarihine (Kırım Harbi dönemi) rast gelmektedir. İki Kara Fatma arasında hem dönem hem de bölge farklılıkları bulunmaktadır. Kerimkızı Kara Fatma hakkında gerek basılı ve gerekse elektronik ortamda bulunan mesnetsiz bilgilerin bu karışıklıktan meydana gelmiş olduğu muhtemeldir.Bu vesile ile yetkililere, ellerindeki ve internet sitelerindeki bilgileri bu makaleyi kaynak göstererek düzeltme imkânı da ortaya çıkmış olmaktadır.
Başbakanlık Osmanlı Arşiv Uzmanı.
Kahraman Maraş’ta Bayazıdoğulları (1514‑1990),Ukde Yayınları, Kahraman Maraş 1998
Arşiv belgelerinde Kara Fatma’nın eşinin ismine rastlayamadık. Ancak Bayezidli ailesinin hayatta olan fertlerinden Mehmet İbrahim Bayazıt’ın elinde bulunan Süleyman Paşa Vakfiyesinin mahkeme tasdikli suretinde, vakıf sahibinin babasının adı Yusuf olarak zikredilmektedir.(596 nolu defterin 231 sayfa 199. sırasında kayıtlı Maraş’da Bayezid‑zâde Devletlü Süleyman Paşa vakfına ait selh Safer 1253 tarihli vakfiyenin yeni harflerle çevrilen suretidir. Esas No: 167/2870 )
Özcan Tatar, XVIII. Yüzyılın İlk Yarısında Çukurova'da Aşiretlerin Eşkıyalık Olayları Ve Aşiret İskanı, (1691‑1750), Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı, Elazığ, 2005, s.89
Bundan mukaddem Kalender Paşa hazretleri müddet‑i vafîreden beri eyâlet‑i Mar‛aş'a mutasarrıf olup eyyâm‑ı tasarrufunda etrâf‑ı nevâhîlerin karındaşı avreti Abdülkerîm kızı dimekle meşhûre hâtûnu voyvoda nasb ve fukarâ ve zu‘afâ üzerine zulm ı ta‘addîleri hadden efzûn ve re‘âyâ ve berâyâ perîşân ve perâkende olup deryâ‑yı gammda müstağrak iken hâlâ vâlî‑i vâlâ‑şân‑ı Haleb devletlü Celâleddîn Mehmet Paşa hazretlerine Mar‛aş ilhâkan tevcîh‑i Hümâyûn buyrulduğu ol makûle dîger‑gûn fukarâlar haklarında ni‘met‑i uzmâ bilip saltanat‑ı seniyyeye da‘avât‑ı hayriyye isticlâbına müdâvemetde olup mezkûre avretin zulm ü ta‘addîsinden halâs olduklarından fukarâ ve zu‘amâ îd‑i ekber idüp … C.DH. 11028‑1, Hatt‑ı Hümâyûn, 645/31594.
C.DH. 229/11428.
Author of this article:
M. Akif terzi
Yazar?n Di?er Makalelerini Grmek ?in T?klay?n
Yorum ekle
Yorumlar
mehmetakifterzi.blogcu.com/.../... Alıntı
Sayın Yurtseverle aynı kulvarlarda olmadığımızı zannediyorum.İlimde savaş olmaz, olsa olsa biri diğerinin eksiğini tamamlaayarak bir sonuca gidilir.Yurtsever'in yapması gereken şey çalışmamdaki eksik ya da yanlışları ortaya belgeleriyle koyarak konuya katkı sağlamasıdır. Ve daha önce yazdığı Kara Fatma hikayesini benim makalemi kaynak göstererek düzeltmesi ve kamu oyuna doğrusunu nakletmesidir. Sayın Yurtsever'e başarılar dilerim. Ancak dikket etmesi gereken hassas bir nokta var ki o da yayınlarımın üzerinden meşhur olma gayreti yerine işini doğru yapmasıdır.Gavurdağı sitesine de buradan teşekkür ediyorum. Bölgemizde yanlış bilinen bir konuyu yayını ile düzelttiği için. Alıntı
öncelikle bir bilim adamı kendi yazdıklarının eleştirilmesis karşyısında sinirlenmez kızmaz…olgunluk gösterir.
Sayın devlet bahçeli'nin aşireti olan FETTAHLI'yı "Bulanık" cemaatından göstermesihangi bilimsel gerçeklere dayanır. Elindeki belgeyi doğru kullanamayan sayın Terzi desteksiz atışları ve sipariş tarihçiliği ile tek kelime ile saldırmayı tercih etmektedir. Bozdoğaen aşireti ve Kerimoğulları nasıl karaman'dan gelir hoca!Lütfen belgelere dayandırdığın görüşlerin ayakları yere bassın. Tarihi gerçekleri öğrenmek isteyen herkese saygılarımla. Cezmi YURTSEVER Alıntı
İlim ahlakı ne gerektiriyorsa onu yapalım. Buyrunu ahlaklı davranışa. Alıntı
Saygılarımla. Alıntı
Sayın Akif TERZİ hemşerime soruyorum:
"Kerimli aşiretinin Karaman yöresinden Çukurova'ya geldiği" açıklamanızın belgeleri var mıdır? Yoksa hayallerinizi mi yazıyorsunuz!
Tıpkı FETTAHLI ailesinin BULANIK CEMAATİ'ne bağlanmasındaki ısrarı gibi sayın Terzi'nin Osmanlı Arşiv belgelerini tekrar tekrar okuması ve gerçekleri açıklaması lazım.
"Belge ve bilgiler gerçekçi olarak sunulursa güneş gibi parlar"…Saygılar ımla Cezmi YURTSEVER Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.